GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Siyaset
11 Haziran 2019 Salı 13:51

Sezai Temelli'den AK Parti'ye müzakere çağrısı

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı Yargı Reformu Strateji Belgesi'ne değinerek "Yargı konusunda biz katkı vermeye hazırız. Samimiyseniz gelin TBMM çatısı altında görüşelim. Müzakere edelim. "

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Yargı Reformu Strateji Belgesi'yle ilgili hükümete çağrı yaptı. Temelli, "Biz katkı vermeye hazırız samimiyseniz gelin TBMM çatısı altında görüşelim. Müzakere edelim. Toplumun yargı konusundaki beklentilerini karşılayalım" dedi.

Sezai Temelli partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Temelli'nin konuşmasından satırbaşları şöyle:

 

KAYYUMLARDAN ALINAN BELEDİYELER

"Geçen hafta belediyelerimizi ziyaret ettik. Kayyımları süpürdükten sonra ilk ziyaretimizde. Bir ferahlık, bir temizlik gelmiş. Halkımız mutlu. Biliyorsunuz kayyım zamanında belediye binalarının önünde bariyerler vardı, karakola, garnizona çevrilmişlerdi. Bunlardan kurtulduk. Bunlar yine de bu garnizon aklıyla çalışmaya devam ediyorlar. Belediyelerimize X-Ray cihazı koymuş suçlu arıyorlar. Bizden suçlu çıkmaz, suçlu arıyorsanız giden kayyımlara bakın. Yaptıkları hırsızlıklar ortada. Tüm zorluklara rağmen çalışmalarını sürdürüyor arkadaşlarımız. Bize düşen onlara destek olmak. Hep birlikte bu mücadeleyi başaracağız. Daha önce anlattım Van Kayyımı bizim halıyı götürmüştü. Daha getirmedi. Silopi'de daha ilginç bir durumla karşılaştık. Silopi'de hava çok sıcaktı. Belediyede klima çalışmıyor. Klimayı açalım dedim. Kayyım soğutma sistemini çalmış açamayız dediler. İdil'e geçtik belediye binası yok. Yıktılar. Niye yıktılar, arsayı çalmak için. Bunlar hırsızlıkta sınır tanımıyorlar. Bu enkazı birlikte kaldıracağız. Tüm bunların hesabını da yargı önünde sormaya devam edeceğiz. Sur'a gittik. Biliyorsunuz kayyımlar sanat adına kültür adına ne varsa yasaklamıştı. Festivalleri de yasakladılar. Sur'da muhteşem bir konsere katıldık. Güzel şeyler de oluyor ama HDP'yle oluyor.

 

YARGI REFORMU STRATEJİ BELGESİ

Geçtiğimiz günlerde Yargı Reformu Strateji Belgesi açıklandı. Bu belge aslında bir yerde bir itiraf belgesiydi. Demokrasiden hukuk devletinden nasıl uzaklaşıldığının deşifresiydi. 17 yıldır ülkenin başında olan kişi strateji belgesi açıklıyor. Yargı konusunda ne kadar içler acısı bir durumda olduğumuzun göstergesi bu.

Biz katkı vermeye hazırız samimiyseniz gelin TBMM çatısı altında görüşelim. Müzakere edelim. Toplumun yargı konusundaki beklentilerini karşılayalım. Cezaevlerinde hasta tutuklular var, çocuklar var. Bu ülkede sendikal haklar yasaklı, grev yasaklı. Bu ülkede vicdani ret hakkı yok. Toplumsal barış dediğiniz şey geniş kapsamlıdır. Herkesin kendini içinde bulacağı, nefes alacağı bir adımı atmak zorundayız.

Kadın katliamları almış başını gidiyor. Katilleri maalesef yargı koruyor. Yargıda egemen olan erkek zihniyetine karşı herhangi bir ifadeyi biz bu belgede göremedik.

Bakın yargı reformunu konuşurken sadece bu alan ihmal edilmiş değil. Bu zihniyeti görmek için Halfeti'ye bakın. Halfetide gözaltına alınanlar işkenceye maruz kaldı. 12 Eylül canlandı. Elektrik verildi, darp edildiler. İşkence insanlık suçudur. Bu meseleyi takip edeceğiz.

 

23 HAZİRAN İSTANBUL SEÇİMLERİ

İstanbul seçimlerine gidiyoruz. Adaylar kampanya çalışmaları yapıyor. Binali Bey Diyarbakır'a gitmiş. Niyeyse? 'Kürdistan' demiş. Kürtçe konuşmuş. Diyarbakır Diyarbakır olalı böyle Kürtçe duymadı. Bir kişi anlamış ne dediğini Mehdi Eker. Tayyip Erdoğan, Kürdistan diyenlere, 'Defolun' diyordu. Her gün bize hakaret etti. Allahın işine bakın. Geçenlerde Mevlüt Çavuşoğlu Kürdistan'daydı. Hem de onu demokrasi şehitleri için saygı duruşunda gördük. 'Bilinmeyen bir dilde' bir yemin törenini izledi.

Tam bunlar olurken, Bitlis ve Tatvan'da AKP'nin belediye başkanları tabelaları indirdi. Bunlar hileyle orada oturdukları için oradaki halkın diline hakaret ediyor. Dersim Belediye Meclisi'nin kararı valilikçe engellendi. Bir kaç kelime Kürtçe konuştunuz diye, Kürt halkının nezdinde bir itibarınız olmayacak. Çünkü bu çıkar amaçlı, samimiyetsiz. Yapmanız gereken Kürtçe eğitimin önünü açmak. Kamusal alanda kullanımını yasal güvenceye almak. Mesel Binali Yıldırım'ın Kürtçe konuşması değil, Kürt halkının kendi dilinde eğitim görememesidir.

İstanbul seçimlerine az bir süre kaldı. Hala bizim tavrımızı soran insanlar var. Hep söyledik ama ısrarla söyleyeceğiz. Biz nerede bir kayyım varsa süpüreceğiz. Şimdi de İstanbul'da bir kayyım var. Onu süpüreceğiz. HDP demek ilkeli siyaset demek. Bizim amacımız AKP-MHP faşist blokunu geriletmek. 31 Mart'taki kararlılığımız devam ediyor. İstanbul seçimi bu mücadelenin önemli bir parçasıdır.

HDP olarak 23 Haziran'da da YSK marifetiyle çalınmış belediyeleri geri alma mücadelesine İstanbul'da devam edeceğiz. İstanbul seçmeniyseniz, nerede olursak olalım, 23 Haziran'da İstanbul'da olalım, irademize sahip çıkalım. Eğer geleceğimize sahip çıkmazsak ülkemizi talan etmeye devam edecekler.

 

HASANKEYF TARTIŞMASI

Hasankeyf'e bakın, yok ediliyor. Hala durdurabiliriz, Hasankeyf'i hala kurtarabiliriz. Hatalı enerji ve ulaşım politikaları nedeniyle ülke içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklendi. Bu ülkenin bir müteahhit politikası var, böyle bir tarihsel ve kentsel yıkımı rahatlıkla yapabiliyorlar. Bir kez daha çağrı yapıyoruz, gelin durduralım, Hasankeyf'e hep birlikte sahip çıkalım.

Son 3 yılda yoksulluk ve işsizlik dolayısıyla 100 insanımız intihar etmiş. Yine Binali Yıldırım seçim çalışması için Urfa'ya gitmiş. Orada iş isteyen bir yurttaşa "Lafı zurna gibi uzatmayın" demiş. Lafı uzatacağız.

5 ayda 716 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. En son Kocaeli'de mülteci 5 kadın işçi can verdi. Bugün mültecileri o koşulda çalışmaya mahkum eden, bu iktidarın savaş politikalarıdır. 17 yıllık iktdarlarının yarattığığ sonuçlardır bunlar.

3'üncü havalimanını yaparken, bu ülkenin kaynaklarının betona gömerken "itibar harcaması" yapıyoruz diyorlardı, bugün ekonomik ve siyasal krize sürüklenmiş bir ülke var karşımızda. İtibarsız bir ülke yarattılar.

Asgari ücret, yılın yarısı tamamlanmadan açlık sınırının altına düştü. Madem enflasyon düşüyorsa bu asgari ücret neden açlık sınırının altına düşüyor?