GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Rahmi Turan
YAZARLAR
17 Haziran 2019 Pazartesi

Fren tutmuyor!

   

      Ekonomik çöküş...  Kültürel çöküş... Eğitimde çöküş...
      Adalette çöküş... Fikir ve düşünce özgürlüğünde çöküş...  
      Medyada çöküş... Maneviyatta çöküş...  Tarımda çöküş...
      Her yönden bir çöküş içindeyiz...
      Eğik bir zeminde aşağılara doğru kayıyoruz! Fren tutmuyor!
      ...Ve bunları yazarak toplumu uyaran gazeteciler saldırıya uğruyor, dövülüyorlar!
      Çünkü dürüst gazeteciler bazı muktedirlerin çıkarlarına dokunuyor, çirkinliklerini halka gösteriyor.
      Gazetecilere yönelik vahşi tehditlerin, hain saldırıların altında yatan gerçek budur.
      Saldırganları maşa olarak kullanan kişilerin toplumdan sakladığı, göstermek istemediği gizli-kapaklı bir şeyler var demek ki!
      Şiddet uygulayan kişiler sadece kiralanan ahlâksızlardır. Onların ağababaları perdenin arkasındadır! İpler onların elindedir!  Bulunup yargı önüne çıkarılırlar mı?
   Hadi canım, güldürmeyin beni!

            

   Birkaç fazla oy için...
   Çözüm süreci yeniden mi ısıtılıyor?
      2015 öncesinde PKK’lı teröristlerle yapılan anlaşmanın ülkeye ne kadar zarar verdiği görülmedi mi?
      Hâlâ mı ders almadılar?
      “Açılım-saçılım” denilen süreçte ihanete uğradık, maddi ve manevi büyük kayıplar verdik.
      2015 yılında bunun dipsiz bir kuyu olduğu anlaşıldı ve geri adım atılarak süreç donduruldu.
      Şimdi İstanbul seçiminde birkaç fazla oy alabilmek için bebek katili Abdullah Öcalan’a göz kırpılması hazindir.
     AKP’nin İstanbul adayı Binali Yıldırım’ın Diyarbakır’da “İstiklâl mücadelesini başlatırken Ankara’da Büyük Millet Meclisi’ni toplayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün davet ettiği millet temsilcileri arasında KÜRDİSTAN mebusu da, LÂZİSTAN mebusu da vardı” demesi oyunun bir parçasıdır
     Peki, bunların onda birini Ekrem İmamoğlu söyleseydi ne olurdu?
     Başına gelmeyen kalmaz, linç edilmeye kalkışılırdı!
     AKP, İstanbul’u kaybetmemek için daha kim bilir neler yapacak?

           

 

Dürüst gazetecilik zor zanaat!
    Yiğit meslektaşlarımızdan biri hapse girdi, bir gece yattı ve “Denetimli serbestlik” hakkını kullanarak cezaevinden çıktı.
      Yeniçağ yazarı Yavuz Selim Demirağ... Şimdi, 11 ay 20 gün süresince semt karakoluna gidip imza atacak ve “Ben buradayım” diye tekmil verecek.
      Türkiye’de dürüst gazetecilik yapmak zor zanaat. Yavuz Selim Demirağ hakkını vererek gazetecilik yaptığı için, Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla, 11 ay 20 gün hapse mahkûm edildi. İnfaz gününü beklerken kahpece bir saldırıya uğradı, hastanelik oldu.
      Her zaman olduğu gibi saldırganlar dışarıda, fakat eleştiri yapan gazeteciler ya içeride, ya da denetim altında!
      Yavuz Selim Demirağ “FETÖ’cü polislerin kumpasıyla tutulan fezleke, konuşma metninin kaseti bana verilmedi. Montajsız video izletilmedi. Hâkim dinlemedi bile... Talimatla alınan ifadeyi yeterli gördü. İstinaf Mahkemesi de hiçbir işlem yapmadan onayladı!” diyor.
      Türkiye’de özgür gazeteciliğin bedeli hapis tehdidi ve özgürlüğün sınırlandırılması!
      Ülkemizde adalet ve demokrasi böyle!
      Şimdi denetim altında olan Yavuz Selim Demirağ “En azından umudumuz var. Her şey çok güzel olacak!” diyor.
  

 

Yazarın Diğer Yazıları