GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Hüseyin Avuç
YAZARLAR
14 Mayıs 2019 Salı

O kara gün!

 

…Ve yaşlı gözlerle, acı dolu kalplerle bir kez daha anıldılar.

Kimler?

13 Mayıs 2014 kurbanları!

Bu ne demek?

Dün, 301 madencinin diri-diri gömüldüğü toprağın altında can verdiği ‘Soma Faciası’nın 5’inci yıldönümüydü demek!

O kadar insanın, yaşamını yitirmesinin, onca ocağa ateş düşmesinin nedeni neydi?

İhmal ve tedbirsizlik!

Türkiye’yi yasa boğan facianın ardından ne oldu?

Bazı sanıklara 15 yıl ile 22 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi, bazı sanıklar tahliye, bazı sanıklar beraat etti.

Ve bu gün baktığımızda neyi görüyoruz?

301 canın yitirildiği faciada kimi oğlunu, kimi kocasını; kimi babasını, kimi kardeşini yitiren şehit madenci ailelerinin, hala o günün acısı içinde olduğunu.

Gereken tüm önlemlerin alınmamış olması ile ekmek parası uğruna girdikleri toprağın altından çıkamayan maden şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, aile fertlerine bir kez daha baş sağlığı diliyor ve ekliyoruz;

Madenci ölümleri, kader değildir.

Diyeceksiniz ki;

Niye?

Diyeceğim ki;

Aşağıdaki satırları okuyunca anlayacaksınız diye…

İşte 2014 yılındaki Soma faciasının ardından kaleme aldığım bir yazının özeti:

*

Avrupa Birliği ülkelerinden Almanya’yı ele alalım…

Bu ülkede son 40 yılda yaşanan maden kazalarında kaç insan öldü?

3 insan.

Yanlış okumadınız, internette yer alan bilgilere göre, Almanya’da 40 yılda meydana gelen maden kazalarında sadece 3 insan yaşamını yitirdi.

Peki, Türkiye’de son 31 yılda meydana gelen maden kazalarında kaç insan öldü?

1378 insan.

Almanya’da 40 yılda 3, Türkiye’de 31 yılda 1378 can gitti bayanlar, baylar!

Vaziyet böyle olunca, gel de düşünme?

Neyi?

Acaba, Türkiye’deki bazı madenlerin hala, 152 yıl öncesinin teknolojisiyle mi çalıştığını?

Uzun sözün kısası, bu tür facialar ‘kader’ olarak kabullenilmemeli, sızıntıların, patlamaların, çökmelerin nedenleri, tüm detaylarıyla ortaya çıkarılmalı, sorumluların yakasına yapışılmalı, bu konudaki tedbirler çağın teknolojisi ile artırılmalıdır.

Ve de en önemlisi, 301 madencimize mezar olan ‘Soma’daki gibi, ‘yaşam odalarının’ dahi bulunmadığı ya da faal durumda olmadığı maden ocaklarının çalıştırılmasına asla izin verilmemelidir. Bu konuda yasal zorunluluk yok ise derhal getirilmelidir.

Olamaz!

İnsan hayatı, bu kadar ucuz olamaz!

Olamaz!

Her kazada, onca ana, evlat acısı yaşayamaz.

Olamaz!

Her patlamada, onca kadın, kocasına yanamaz.

Olamaz!

Her göçükte, onca çocuk, babasız kalamaz.

Olamaz!

Böyle gelen, böyle gidemez… 21’inci yüzyıl Türkiye’sinde, maden işçilerinin kaderi, topluca madenlerde ölmek olamaz!

*

Medyaya yansıyan haberlere göre, o günlerden bu günlere çok şey değişti. Denetimler artırıldı, güvenlik önlemleri yoğunlaştırıldı, kurullara uymayan madenler cezalandırıldı.

Ancak dökülen gözyaşları, hiçbir zaman dinmedi, dindirilemedi!

Yazarın Diğer Yazıları