GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Talat Atilla
YAZARLAR
12 Şubat 2020 Çarşamba

Türk Solunun Süleyman Soylu ile İmtihanı

 

 

Başlıkta “Türk solu” dedik ama aslında hem eksik hem de fazla bir ifade bu analizin kapsamı için.

Çünkü Türkiye’de bir sol olup olmadığı, kendini sol diye pazarlayanların aslında ne kadar sol olduğu, içi boşaltılmış ve çehresi değiştirilmiş amorf bir kavrama dönüştürülen bizim sol ve solcular, aşağıda değineceğimiz malum çevreler için doğru tanım değil.

Ama biz, onların gerçek solcu olup olmadığına değil, kendilerine solcu diyenlerin acınası hallerine ışık tutacağız.

En sağcıdan daha tutucu tavırları, bırakın politikalarının merkezi yapmayı solun olmazsa olmazlarına hiç değinmemeleri bir yana.

Daha spesifik bir açmazına değineceğiz kendi ifadeleri ile “Türk solu”nun.

Malum… İktidarda yaklaşık 17 yıldır sağcı-muhafazakâr bir iktidar var. 

Hal böyle olunca, kendilerini sola konumlayanlar bu sağcı iktidar ne yapsa karşılar.

Solun eleştirel bakışı eşyanın tabiatına uygundur. Ki iktidarın da eleştirilecek yığınla hatası var. Ve bu hatalar gün geçtikçe katlanarak artıyor. Öyle ki; 17 yıldır yıkılmaz armada olarak görülen bu yapı, kendi kendini imha etme yolunda büyük bir hızla ilerliyor.

VİCDANINI İDEOLOJİSİNE YEM ETMEYEN SOL VAR(MI)?

Ama…

Pek çok alanda dökülen iktidar politikaları bir alanda az biraz vicdanını ideolojisine yem etmeyen herkes tarafından alkış alıyor, büyük bir umudun yeşerdiği alan oluyor.

O da yakın tarihimizin bitmek bilmeyen terör belası ile yapılan amansız mücadele ve alınan tarihi mesafe.

Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanı olmasından sonra kesintisiz bir yükseliş ivmesi yakalayan terörle mücadelede Soylu amacını gayet net bir dille ifade ediyor: “Nesilden nesle büyüyerek devreden terör derdini gelecek nesillere bırakmadan tarihe gömmek.”

Süleyman Soylu’yu seven sevmeyen herkes biliyor ki; Bugün Türkiye, içeride terörle mücadelede tarihinin en güçlü olduğu, en yüksek koordinasyon içinde olduğu, en stratejik adımları attığı ve terörün bitmesine en yakın olduğu durumda.

Örgüte katılım rakamları tarihin en düşük seviyesine gelmiş durumda.

Örneğin; 2014'te 5 bin 558 kişinin katıldığı terör örgütüne 2019’da katılan kişi sayısı sadece 117.

Sadece örgüte katılımın durma seviyesine gelmesi mi?

Üst düzey PKK’lıların birer birer etkisiz hale getirilmesi…

Daha önce devletle dalga geçercesine devlet imkânlarıyla PKK’ya yardım ve yataklık eden, vatandaştan oy alıp Kandil’e hizmet eden belediye başkanlarına geçit verilmemesi...

Örgüte yönelik gerçekleştirilen narkotik operasyonlarıyla ana damarlarının kesilmesi.

Hepsi ve çok daha fazlası; PKK’yı bitme noktasına getirmişken, bu tarihi mücadelenin ana aktörü Süleyman Soylu’ya solcularımızın öfkesi bitmiyor, eleştirileri kesilmiyor, demedikleri söz, atmadıkları iftira kalmıyor.

SOLUN EZİK ROMANTİZMİ

Çocuk öldüren, kadın erkek demeden sivilleri katleden, ormanları yakan, şehirleri harabeye çeviren bir terör örgütünü özgürlük savaşçısı olarak görecek kadar gerçeklikten uzak bir romantizmin solun gözlerini kör ettiğini söylesek aslında maksat hâsıl olur.

Ya da; katil sürüsünün siyasi uzantısı olmayı solculukla bir tutup bunu entel sol cenaha yutturan HDP’ye laf edersek solculuğumuza halel gelir diye ezim ezim ezilen bir güruhtan bahsettiğimizi söylesek?

PKK’nın siyasi yüzü HDP’ye tek laf edemeyip tüm zamanların terörle mücadelede en başarılı Bakan’ına siyaset ve medya kanalları üzerinden yaptıkları haksızlıkları solun ezik romantizmi ile açıklayabiliriz ancak...

YA ATATÜRK’ÜN VERDİĞİ BÜTÜNLÜK MÜCADELESİ?

Ama ya onların paylarına düşen utanç?

Oysa tutarsızlıklarını çok uzaklarda aramaya gerek yok. Daha 100 yıl önceydi. Hepsinin/Hepimizin saygı duyduğu Atatürk’ün bu ülkenin bütünlüğü için verdiği mücadeleyi de mi unuttular?

Atatürk’ün toprak bütünlüğü mücadelesine saygı duyarken, Soylu’nun o mirası korumak için canını ortaya koyup verdiği mücadeleye burun kıvırırken Atatürk de mi gelmiyor akıllarına?

Tamam… Soylu; o nefret ettikleri iktidar siyasetinde başat bir aktör. Gıcık olabilirler.

Tamam… Soylu’nun siyasi dilindeki aşırılıkları, bazen sinir bozucu sert ifadeleri onaylamak mümkün değil ama bir de sapın ve samanın ayrı olma durumu var değil mi?

Türk solu o romantik eziklikten kurtulup sapı ve samanı ayırabilecek mi bir gün?

Umudumuz yok ama… Bekleyip göreceğiz. Ama görünün gerçeklik diyor ki; Türk solu, Süleyman Soylu ile imtihanından çakmak üzere.

Yazarın Diğer Yazıları