GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Yiğit Miraç Tokat
YAZARLAR
12 Ocak 2021 Salı

57=0

 

 

Yazının başlığının ne anlamana geldiğini yazının sonunda anlayacaksınız.


Doğu ve Batı arasında birçok alanda geçmişten günümüze değin bir rekabetin varlığı aşikârdır. 16 yüzyıla kadar süren Doğu medeniyetinin bilimsel anlamda gelişmişliği ve zenginliği, Avrupa’da özellikle İtalya’da ortaya çıkan Rönesans ve reform hareketleriyle yerini Batı’ya bırakmıştır. Bunu sadece Avrupa’ya mal etmek Doğu medeniyetini fazlaca masum yapar. Çünkü Doğu medeniyeti bu tarihten sonra bilim, teknoloji, kültür-sanat anlamında Batı yenliklerine açık olmamakla beraber “kâfirden alınacak bir yenilik kabul edilemez” diyerek de ego yapmaktaydı ve günden güne de eski gücünü kaybetmekteydi. 


O dönemki Doğu medeniyeti Müslüman din adamlarının neredeyse tamamı, Batı’yı her fırsatta küçük görmeyi alışkanlık haline getirmiş, devlet mekanizmasının bu yönde aksiyon almasını sağlayarak, sonucunda da devletlerin içe kapanık bir yönetim ve sosyo-kültürel anlayışa bürünmelerinde baş aktör olmuşlardır. 


Batı o kadar hakir görülüyordu ki, Osmanlı İmparatorluğu bile Avrupa’ya ilk elçisini 1720 yılında Mehmet Çelebi’yi göndererek başlatmıştı. Batı’daki kral ve/veya imparator Osmanlı vezirine denk sayılıyordu ta ki 18. yüzyıla kadar. 


Avrupa’ya bilimin ve sanatın temelini atan ve o coğrafyanın teknoloji, sağlık, astronomi alanında gelişmesini sağlayan Doğu medeniyeti, artık gücünü kaybediyor ve yerini Batı’ya devrediyordu. 
Zamanında Batı’yı kâfirler diye yaftalayıp, hor ve küçük görmeden sonra ne oldu da Batı’ya muhtaç duruma düştük. (Bu konu hakkında detaylı bilgileri “Doğu-Batı ve Tanrı” yazımda bulabilirsiniz.)


Gelgelelim aşı meselesine. Yukarıda vermeye çalıştığım kısa bilgilerin aşı ile ne ilgili var, öyle mi?
21. asırda Garp günümüzde her anlamda fersah fersah öndeyken Şark ise yerinde saymaya veya emeklemeye devam etmektedir.


Korona virüs için aşı geliştiren ülkelere bakınız lütfen içlerinde herhangi bir Müslüman ülkesi var mı? Yok.
57 Müslüman ülke son yıllarda bilimsel anlamda insan yararına hizmet edecek bir çalışma yaptı mı? Hayır.


57 Müslüman ülkesi ne yapıyor sahi? Bilmem.
Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde “iyi işler üretin”, “cihat edin” (yani ilimde birbirinizle yarışın), “aklınızı kullanın” dediği halde, biz neden birbirimizle savaşıyoruz? Bilmem.
Sahi biz ne yapıyoruz? Onu hiç bilmiyorum.


Ümmet sadece Camii yapmaya devam etsin. İbadetin salt namaz kılmak ve Cami inşa etmekten ibaret olmadığını anladığımız zaman abad oluruz ama biz 1400 yıldır Kitabımızı bile öğrenemedik. İnsan yararına, yaşadığımız evrene, yeryüzü ve coğrafya üzerine faydalı “şey”ler üretmeliyiz aksi halde biz daha çoooook Batı’ya bakar dururuz. 


Bu arada, Çin malı ürünler kullanmayın diyenler, menşei “Made in China” olan aşıyı olacak mı? Bilmem. Burada bir çelişki yok mu? Bilmem.


Koskoca 57 Müslüman ülke yani yaklaşık 2 milyar inananı olan İslam coğrafyası bir Korona virüs aşısı üretemedi ise yuh olsun bizlere. İslam coğrafyası yıllar ilerledikçe geriliyor maalesef.
Sonuç belli 57=0
Bu halimizle Batı bizi vallahi kıskanmaz. 

 

Yazarın Diğer Yazıları