Güzel dostuna sorar Hasan Hüseyin Korkmazgil, biraz sitem, biraz yakınma, biraz da yeşile bulanmış şaşkın bir umutla: ‘Dostum dostum’ der..
‘Güzel dostum, Bu ne beter çizgidir bu? Bu ne çıldırtan denge? Yaprak döker bir yanımız, Bir yanımız bahar bahçe..’
Yorsa da yaprak döken yerlerinden kalma sızısı dallarının, bir yanı bahardır bahçedir zira. ‘neyse ki’ kelimesinin büyülü dünyasında bi oturumluk yer bulmuştur şair yarınlara. Bi denge vardır işin sonunda. ‘en azından’ demiştir Hasan abi, sol yanında yeşeren filizin içindeki tomura sevinmiştir. Belki bi haber gelmiş, belki de bi şiirin içinden sızan ‘dünyanın ucunda bir gül açıldı’ havadisine sevinmiştir. Yaprak dökse de bir yanı, nefes alacak bir dalı kalmıştır işin sonunda, bu mevsim olmazsa sonraki bahara.
Umutludur Korkmazgil..
Çanakkale Boğazı’nda, Dumlupınar denizaltısı İsveç bandıralı Naboland yük gemisiyle çarpışınca, seksen bir mürettebattan sadece yirmi ikisi torpido dairesine sığınarak kurtulur. Denize gönderilen şamandıra aracılığıyla sağlanır iletişim. Kurtarma ekibi, torpido dairesinde endişeyle bekleyen yirmi iki kişiye: oksijen tasarrufu, sessizlik ve sigara yasağı yönünde talimat verilir.
Tüm uğraşların, çabanın, çırpınmanın sonunda artık yapabilecek hiçbir şey kalmayınca haber bekleyen yirmi iki kişiye anons geçilir:
Konuşabilir, türkü söyleyebilir, sigara içebilirsiniz..
On dört bin bahardır memleketin bahçesiyle ilgilenmeyen muhalefetten beklentim şudur: Hazır komisyonun içine de girmişken deyiverin de bilelim; bedenimiz olmasa bile belleğimiz, geleceğimiz, bahçemiz, nağmelerimiz ölecek mi? Merakım buncacıktır..
Hasan abime gelince:
Özgürden haber bekliyoruz son kez ağız tadıyla konuşalım, son bir dal türkümüzü söyleyelim diye,
Yaprak döküyor her yanımız Hüseyin abi, her yanımız yara bere içinde.